Hayatımın en anlamsız ve boş 5 ay 5 gününü geçireceğim askerlik döneminde muhtemelen son 10 yılda okumadığım kadar kitap okuyacam, bu vesileyle blog’un kitap bölümünü de açayım dedim. Askerde kafa yormayacak çerez kategorisinde kitaplar, fantastik bir ortamda okunması ilginç gelen futuristik kitaplar ve kamuflajın yan cebine sığacak küçük ebatlı kitaplar tercih ettiğim için genelde entellektüel eleştirmenlerin eleştiri yazmaya tenezzül etmeyeceği kitaplarla ilgili saçma sapan yorumlar olacak…
Kahire (Kutlukhan Perker) Doğan Kitap
Hep yazılı kitap okuyorum, değişiklik olsun diye resimli kitap alayım dedim :) Çizgiromanları hep severim ama bunu sevmedim. Her ne kadar çizimler süper olsa da, hikaye doğu’yu uçan halı, cin, nargile, uyuşturucu ticareti ve intihar bombacısı şeklinde fantastik biryer gören amerikalılara hitaben yazılmış gibi hepsinden bişeyler serpiştirilmiş. Hikaye ve karakterler son derece vasat geldi bana. Hikayeye takılmadan okuma bilmeyen çocuk gözüyle kitabı karıştırırsanız (ya da standart bir amerikalı gözüyle bakarsanız) gayet güzel bir kitap diyebilirim, hoş çizimler var. Kutlukhan Perker, ecnebinin hikayesini çizeceğine kendisi yazıp çizseydi çok daha başarılı bir iş olurdu sanırım.
Savaş ve Barış (Lev Nikolayeviç Tolstoy) Sentez Yayınları
Ben Tolstoy yerinde olsaydım, savaş diye ayrı, barış diye başka kitap yazar, üstüne kitaptaki yan karakterlerden (500 civarında karakter var kitapta) 3 tane daha kitap çıkarırdım. Böylece 27 kitap yazarı olmak yerine 30′dan fazla kitap yazmış yazarlar listesine girerdim. Okurken Tolstoy’un zamanında çok boş vakti varmış diye düşündüm, zira okuması bile 4 ayımı aldı. Askere gelirken fazla moda girmişim, savaşlı bi kitap okuyum diye almıştım, ama onun bunun saray dedikodularını entrikalarını okumaktan yer yer gına geldi, bi daha dünya klasiği okumayacağım diye yemin ettim. Bence o dönemlerde televizyon olmadığından görsel hafıza çok gelişmemiş, ondan hepsi dayamış tasvirleri betimlemeleri anlattıkça anlatıyorlar. 10 sayfa boyunca Nataşa’yı anlatacağına bir fotoğrafını koysaydı kafamda daha düzgün canlandırırdım. haa bu arada bu kitap da hopa davasında yasadışı örgüt üyeliğine delil olarak savcı tarafından alınmış. ben birkaç ateşli sevişme sahnesi dışında çok fazla suç unsuru bulamadım.
Dışarıdan Kıyıdan Konuşmalar (Ece Temelkuran) Everest Yayınları
Ben bu kadını seviyorum. Kitapta eski köşe yazıları (Yeni Binyıl zamanından) ve yanlarına yazdığı yeni yorumları okuması ayrı keyifliydi, bence eskiden dili daha sertmiş, artık zamanla popülerleştikçe, evlenince falan durulmuş olabilir :) Küreselleşme, Kemalizm, Kürt meselesi, azınlıklar gibi konularda düşünüp adam gibi bi türlü ifade edemediklerimi bu kadın 2 cümlede özetliyormuş gibi hissediyorum. Aha işte ben de böyle demeye çalışıyordum ama bi türlü cümleyi kuramıyordum diyesim geliyor. (Ya da ben bu kadının yazdıkları doğrultusunda düşünmeye başlayıp sonrasında onu bir türlü toparlayamadığım kendi düşüncem zannediyorum:)
Küçük İşletmeler İçin Büyük Fikirler (Ruth King) Pegasus Yayınları
Sürekli abidik gubidik action’lı vurdulu kırdılı kitap okuyorum ama bunlar karın doyurmuyor, öyle bişeyler okuyayım ki hem zaman geçirsin hem de aydınlanayım bi taraftan da para kazanıp zengin olayım umuduyla okuduğum bu kitap da diğer tüm iş dünyası ve kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi fos çıktı. İşletmede yanlış gidebilecek 50 şey hakkında deneyimler aktarılmış ama 50′yi tutturmak için baya uğraşmışlar, muhasebeciye güvendim beni dolandırdı bankacım yamuk yaptı şeklinde 50 tane zorlama hikaye okudum, içim bunaldı.
Unutulmaz Bir Andı Görüp Geçtiğim – Gezi Yazıları (Turgay Fişekçi) 2006 Yayınevi
Eski solculardan cumhuriyet gazetesi yazarı şair, dingin bir amcaymış Turgay Fişekçi. Şairlik, şiir dinletileri, şiir festivalleri bana uzak kavramlar. Turgay Amca bu vesilelerle Avrupa’da bazı şehirlere gitmiş, onlarla ilgili gezi notları yazmış. Tesadüf ki aynı zamanda Amsterdam’da bulunmuşuz ama sanırım farklı yere gitmişiz:) Eminim bu adamın valizinde traş takımının, yedek pijamalarının yeri bellidir, uçağa binmeden tüm programını yapar, havaalanında uçağın kalkmasından 2 saat öncesinde yerini alır. Bundan dolayı da gezi notunda en atraksiyonel olaylar, italya’da bir köyde kalacak yer bulamadığı için arabasında uyuması ve hırsızlıktan dolayı korkarak gittiği Napoli’de yan masadaki gürültücülerin birasını devirmesi olmuş. Şöyle bir cümle geçiyor: “Uçakta bizi göklere çıkaran pilot ve hostesler için bir şiir yazayım dedim.”‘ Picasso müzesinden çok etkilenince müze için de bir şiir yazmış. Ama kitabı nedense sevdim, tamamen zıt olduğundan sanırım, seviyorum böyle dingin, herşeyi düzenli planlı adamları.
Kıskaç (Clive Cussler) Altın Kitaplar
Bi tane de action çerez bişi okuyup atraksiyondan atraksiyona koşayım diye almıştım bu kitabı. Sonrasında ben böyle macera kitabı okumaktan hoşlanmadığımı farkettim. Yani canım çerez bi macera çekerse oturup filmini izlemek daha kolay geldi, ne diye iki saat tasvirleri kafamda canlandırcam diye uğraşayım ki.. görüntü yönetmenleri sağolsunlar ciddi paralar harcayarak benim hayal gücümden daha canlı, müzikli efektli, atraksiyonlu bilim kurgu, macera filmleri çekiyorlar, hiç yormam bünyeyi, oturur filmini izlerim. Bu adamın çok hayranı var sanırım, beni sarmadı.. uçakta yanıma otursa muhabbete kitler diye uyuyor numarası yaparım.
Dünya Atlası 2012 – Boyut Yayınları
Atlas da okunur mu lan diyebilirsiniz ama askerlik herşeyi okutuyor :) rahat beni 1 ay oyalamıştır. Keyifli bir atlas olmuş, aralara böyle ortamlarda gereksiz ukelalıklar yaptırcak bilgileri de serpiştirmişler. Türkiye’de daha kaliteli bir atlas henüz çıkmadığından (Geographica’nınkisini inceleyemedim) Encylopedia Millenia’nın boyut yayınlarından çıkan bu atlasıyla yetinmek durumundayız. Bu da sanki hedef grup olarak lise öğrencilerini belirlemiş gibi. Her harita beni üç beş saat oyalamış olsa da hayalim böyle kaptanların falan kullandığı pasifikteki adaların koordinatlarını, akıntının yönünü falan gösteren kocaman bi atlas okumak (harita nası okunuyosa artık) Oxford’un falan varmış, bakındım ama biraz pahalıymış:) ondan bu da iyidir ya, ne gerek var, hem ilerde çocuğun coğrafya ödevlerinde de iş görür bu.
Hindistan Günlüğü – Hala Uzak Hala Umutlu (Aylin Sayın) Kalkedon Yayınları
Bu kızımız da sinema televizyon okurken doktora bursu bulup Hindistan’a okumaya gitmiş. Gitmişken de dolaşmış, yaşadıklarını, gördüklerini, aralara çok güzel pratik bilgiler ve enterasan gözlemler de ekleyerek, kültür şoklar şeklinde akıcı bir şekilde yazmış. Hindistan’a gidecek biri için güzel bir ‘Hindistana Giriş 101′ kitabı olabilirmiş. Sadece sonlara doğru araştırmaya gittiği Bollywood sinemasını, akademik makale yazar gibi anlatmaya başlamış. İlk başlarda basit sade bir dille günlük şeklinde ilginç gözlemler ve ‘lost in translation’ kıvamında giderken kitap ortalarda mesleki deformasyona kapılarak Hindistan sineması tarihi ile ilgili orta halli master tezine dönüşüyor, sonunda Hindistan’dan karadan dönüş yolculuğu ile birlikte tekrar düzeliyor.
Uzak Doğu’m (Zeynep Oral) Cumhuriyet Kitapları
Şimdiye kadar netten yaptığım araştırmalarda Laos için gezilecek görülecek pek birşey yok izlenimi edinmişken, bu kitapla birlikte tüm gezi rotamı değiştirip Laos’u da öncelikle gezilecek yerler listesine ekledim. Hatta rota çizmenin anlamsızlığını farkedip en ideal gezmenin doğaçlama olacağına karar verdim. Laos daha naif anlatılamazdı sanırım. Her ne kadar kitapta Zeynep Oral Çin’deki Çi Şia tapınağındaki gezisinde Konfüçyüs’ün “Eğer insan kitaplarda her yazılana inanıyorsa, kitap okumamak daha iyidir” sözünden bahsetmiş olsa da bu kitap beni Tayland-Burma-Laos ortak sınırındaki Altın üçgen denilen afyon tarlalarını görmeye ikna etmiştir diyebilirim. (Yani Laos’ta başıma bişi gelirse sorumlusu bu kadındır)
Katmandu’da Ev Hali (Elif Köksal) Metis Yayınları
Bir süredir D&R’ın gezi rafındaki kitapları okuyorum. Gezmeyen bir millet olduğumuzdan olsa gerek, 5 gece 6 gündüzlüğüne turla İtalya’ya gidenlerin yaşadığı inanılmaz maceralar şeklinde kitaplar çıkmış piyasaya. Bu kitapla birlikte, gerçekten bir yeri klasik turist rehberi ağzıyla anlatmayan, gezilecek taş-sütun-duvar-müze ve sakın bunu yemeden dönmeyin şeklinde sahte gurmelikler dışında gerçekten coğrafyayı ve insanları hissetmenizi sağlayan, farklı gözlemler ve kişisel paylaşımlar içeren bir kitap varmış dedim. Pek keyifle okudum bunu, Nepal daha iyi anlatılamazdı sanırım. (Gerçi her yıl istisnasız Olympos’a tatile gidenlerin %90′ının sene başında dediğine göre Nepal de bu yaz çok bozmuş. Ankara’dan ipini koparan gelmiş. Nerde o eski katmandu.. )
.
Gezi Rehberi (Orhan Kural) Han Yayınları
Bu kitapla birlikte Prof. Orhan Kural’ın ezik biri olduğunu öğrenmiş oldum. Kitap dediysem de yanlış anlaşılmasın internette dolaşan hangi ülkenin ilginç yasaları var, ölmeden görülmesi gereken yerler, seyahate çıkarken unutulmaması gereken 10 şey şeklinde maillere düşen power pointleri toplayıp alın size kitap demiş. Alırken önsözü okumamıştım. Kitap şöyle başlıyormuş: “Merhaba, çoğunuz tanıyorsunuz beni. Türkiye’de 206 sayısı ile ülke görme rekoru bana ait olmalı. 122 farklı havayolu ile 1003 uçuş gerçekleştirdim. (baya saymış sanırım) Gezmekten soğuttu lan adam beni.. (Baya çöpe gitti 7 TL, halbuki bu paraya Sri Lanka’da 3, Kamboçya’da 4 bira içebilirdim)
.
Klon (Kevin Guilfoile) Koridor Yayınları
Bi tane de best-seller okuyayım diye D&R’ın çok satanlar rafından sadece arka kapak yazısını okuyarak aldığım bu kitap da kanal D action filmlerinin hallicesi bişey çıktı. Konu enterasan gelmişti ama anladığım kadarıyla sonlara doğru uzatırken sıkılmışlar, olaydan kopup kendimi sanal dünyada maceraperest koşturmacalar arasında buldum. Güzel bir kadın, bir adam, bir de kahraman çocuk bir araya gelip action’dan action’a koşmasalar daha enterasan bir kitap olabilirmiş.
.
Kızıl Saçlılar Kulübü (Sir Arthur Conan Doyle) Avrupa Yakası Yayınları
Kamuflaj cebine sığsın diye aldığım bu sherlock holmes da sabah başlayıp öğleden sonra biten kitaplardan. Tolstoy Savaş ve Barış okurken sıkıldıkça aralarda buna geçerek çerez gibi okudum bunu. Kısa kısa hikayeler arada iyi gidiyor. Seviyorum Sherlock Holmes hikayelerini..
.
Sivil Toplum (Funda Onbaşı) Epokhe Yayınları
Sürekli geyik şeyler okuyorum, bi tane de iş güç sivil toplumla ilgili bişey okuyayım diye aldığım bu ince küçük kitap, ne yazık ki beklentilerimi karşılamadı. Klasik bir akademisyen yayını olmuş. A sivil toplum için bunu der, B sivil topluma böyle bir yaklaşım getirmiş, C sivil toplumun aslında böyle olması gerektiğini söylemiş şeklinde okurken bi baktım bitmiş kitap. Sivil toplumun içinden çıkmayıp, pratik hayatını görmeden sadece dipnotlar ve atıflarla sivil toplumla ilgili ahkam kesenlere kıl oluyorum sanırım. O kadar yazarın (hep de aynı yazarlar oluyo zaten) dipnotlu tanımını vermişsin Funda, bir de kendi yorumunu ekleseydin, başka bir bakış açısı koysaydın keşke. Sıkıldım aynı dipnotları görmekten.. Yüksek lisans öğrencisinin yeni bir yayınım olsun diye ordan burdan alıntılarla derlediği makalesini bastırıp kitabım var benim demesi gibi bişey olmuş.
.
Korku Vadisi (Sir Arthur Conan Doyle) Avrupa Yakası Yayınları
Bir kitap bir sherlock holmes şeklinde devam eden askerliğim sürecince tüm seriyi okuyacam sanırım. Arada bazen hadi len abartma artık sherlock holmes dedirtse de her kitap bir House M.D. izliyormuş keyfi veriyor. Seri bitince bu gibi başka çerez bir seri bulmak lazım..
.
Fedailerin Kalesi Alamut (Wladimir Bartol) Yurt Yayınları
Okuması keyifli, yine hızlı bir şekilde kaptırıp okunan ve okurken zamanın nası geçtiği anlaşılmayan kitaplardan. Ben okurken keyif aldım, bu haliyle de temel beklentim olan sıkılmadan bir gün daha geçirme ihtiyacımı giderdi. Sadece kitabın kurgu bir roman olduğunu unutup Hasan Sabbah da böyleymiş, assassin de haşhaşilerden gelirmiş, fedailer de afyon çekip sahte cenneti yaşıyormuş diye Marco Polo’nun hikayelerini best seller’lar şeklinde piyasaya sürüp sürüp ezoterik islamın kurucularından, ismaili tarikatı şeyhi batıni lideri Hassan İbn-i Sabbah’ı harcadılar ona yanarım.
.
Ağrı’nın Derinliği (Ece Temelkuran) Everest Yayınları
Ermenistan seyahatleri sonrasında sürekli olarak Erivan’la ilgili ilginç gözlemlerin olduğu gezi notları arayışı içersindeydim. Beklentimi tam olarak karşılayan ve Ermeni-Türk ilişkilerini Türkiye, Ermenistan, ve diaspora (Paris, Boston, Los Angeles) açısından gördüğüm en objektif şekilde aktaran, son zamanlarda okuduğum en başarılı kitaplardan. Ermenistan’la ilgili başka kitaplar arıyorum ama soykırım yalanı, ermeni komplosu şeklinde basılan kitaplar dışında çok bişey bulamadım. Kitabın cep boyu baskısını okudum ama fotoğraflı büyük versiyonu da alıcam.
.
Tarihin İzinde (İlber Ortaylı) Profil Yayınları
Ortamlarda konuşuyor ama cümlenin başı sonu karışıyor bazen, bari yazılı olarak düzgün şekilde İlber Ortaylı’nın bişeyini okuyayım diye aldığım bu kitabın, İlber Ortaylı’nın yaptığı söyleşileri birleştirip editör bozuntusu birisi tarafından bir kaç günde kitaba dönüştürülmüş dandirik bişi olduğunu farkettim. Dolusuyla imla hatasının olduğu okuyucuyu salak yerine koyan özensiz saçma sapan bişey çıktı. İlber Ortaylı’nın bu konuyu sallamadan kendisinin yazarı göründüğü böyle bir kitap çıkmasına izin vermesi de kendisiyle ilgili şüphelerimi artırdı. Yakında İlber Ortaylı’nın pisuvarda işerken yanındakiyle yaptığı muhabbetlerin derlemesi diye kitap çıkarsa şaşırmıcam. İlber, bu yazıyı okursan, televizyonda birilerini eleştirip artislik yapıp ahkam keseceğine önce git kendi adına çıkan yazarı olduğun kitabı bir kere oku.. Şahsen bu kitabın yazarı olarak benim adım görünseydi ben utanırdım.
.
Baskerville Tazısı – Sherlock Holmes (Arthur Conan Doyle) Plato Film Yayınları
Askerde okunacak çerez kitaplar kategorisinde Sherlock Holmes iyi gider diyerek Plato’nun cep kitapları serisini almıştım. Baskerville okurken, sanki hikayeyi biliyormuş gibi bir histe okudum. Sonradan farkettim ki bu hikayeyi bize ortaokulda İngilizce okuma dersinde ‘Hound of Baskervilles’ diye okutmuşlar. Ama İngilizce de yeterli olmadığından, (Hound’un tazı olduğunu yeni öğrendim) ders ve zorunluluktan istemeye istemeye yarım yamalak anlamışım hikayeyi. (hatta anlamamışım, kitabın sonunda farkettim bu hikayeyi 3 ay boyunca sınıfta okuduğumuzu) Ama benim favori Sherlock Holmes hikayem değil.
.
Kitap Hırsızı (Markus Zusak) Encore Yayınları
2. Dünya Savaşı ile ilgili kitap okuma isteğimi kabartan kitap bu oldu. Şimdiye kadar askerdeyken okuduğum kitaplar içinde toplist’te ilk sıraya koyduğum kitap. Kışlada yatakhanede ‘harp sanatını‘ (!) öğrenirken okuyor olmanın vermiş olduğu ambiansla belki daha ilginç gelmiş olabilir kitap. Küçük bir kızın ağzından savaş ve yahudi katliamı gibi ağır konuları anlatan, tuğla gibi olmasına rağmen 1-2 gün içinde okunabilen akıcı, etkileyici, düşündürücü kitaptır kendisi. Tam film çekmelik kitap, hala niye filmini çekmemişler anlamadım.
.
Yatmadan Önce 100 Fırça Darbesi (Melissa P) Okuyan Us Yayınları
Soft porno kıvamında olan bu kitabın niye askeriyede bu kadar popüler olduğunu ve Türkiye’de 200.000′den fazla satmış olduğunu anlamış bulundum. Kitap ince, 2 saatte okunuyor, dili basit, bolca seks var, hem de karşı cins tarafından yazılmış, doğal olarak 20 yaşından sonra hayatında kitap okumaya karar veren bir asker için en ideal seçim oluyor. Yıllarca bu kitap gündemde tartışılırken ilgimi çekip okumamıştım, çok şey kaçırmışım :) Şaka bir yana, abaza gençlik tarafından web sayfalarına yüklenen komşunun kızı ile ahırda buluştum hikayeleri kitaptan daha yaratıcı bence..
.
Otostopçunun Galaksi Rehberi (Douglas Adams) Edesos Yayınları
Gerçek mi lan burası, bütün bu albay yarbay yüzbaşı falan hepsinin kafası güzel kendi aralarında oyun mu oynuyorlar diye düşündüğüm sürreal bir ortamda okunacak en güzel kitap. Kitapla ilgili yorum yapmaya gerek yok sanırım.. Serinin 91 baskısı saman kağıda basılmış ilk kitabını okumak ayrı bir keyif verdi. Serinin diğer cep boy basılmış kitaplarını bekliyorum, kargo gelir gelmez hazır gerçek dışı dünyadayken tüm seri tamamlanacak..
