Tirebolu’da çektiğim bu fotoğrafı foto kritik’e koymuştum, tekrar bakayım dedim, baya bir yoruma maruz kalmışım :)
Yok anı iyi yakalamışım, dinginlikle ışık uyumu iyi olmuş, kompozisyon iyiymiş, huzur verici ortamda 2 kayık romantik bir çifti anımsatmış, yok kaledeki bayrakla kayıktaki bayrak uyumu gözünden kaçmamış ama ışığı daha iyi kullanabilirmişim falan falan. Sanatçı çakma olunca sanat eleştirmenleri de çakma oluyor sanırım…
Elime emeğime sağlıklıkmış. Gerçekten biraz daha gaz verseler sanatçı hissedecektim kendimi. Bırakın ışığı kompozisyonu, sahilde masada oturmuş bira keyfi yaparken canım sıkıldı, masanın üstünde duran makineyi dirseklerimi kaldırmadan aldım elime, otomatik ayarda zaten herşeyi, tuttum kaleye doğru 3-5 defa deklanşöre bastım. Neyin sanatından bahsediyorsunuz. Güzel olan birşey varsa o zaten Tirebolu, ben elimde bilgisayar gibi bir makine var, ışık falan herşeyi kendi ayarlıyor, kaydet tuşuna (Save as) bastım. Bilgisayar otomatik düzelteyim mi dedi, düzelt bakalım dedim. Fotoğrafı bilgisayara yükleme süresi toplam harcadığım efor ve emekten daha fazla.
Abim hiçbir sanata kafası basmayıp hiçbir yeteneği olmayan ama entellektüel, sanatçı kişiliğe bürünmek isteyenlerin kaliteli bir makine ve objektif alıp, ortamlarda fotoğraf çekerekten 3-5 kadraj vs. artislikle kolayca sanatçı gibi takılabileceğini söylemişti. Baleyle ilgilenmek zor küçükken başlamak lazım, müzik tiyatro zor, edebiyat birikim gerektiriyor, çakma fotoğrafçılık ise 2.000 Euro’ya bakar.
Muhtemelen gerçek sanatçılar bu yazıyı okuyup geçerken, ikinci kategorideki çakma fotoğrafçılar yok abi o iş şimdi öyle değil, bi kere bakmakla görmek farkı var, yok iyi kompozisyon kurmak bir sanattır, ışık uyumu ahenk perspektif bakış açısı vs. diye başlıcaklar muhtelemen.. Ben de hadi len dicem, madem sanatçısın otur sendeki hisleriyle birleştirip resmini heykelini yap, öyle bir beste yap ki kendimi o çektiğin karedeki gibi hissedeyim, otur senfonisini yaz…
Yanlış anlaşılmasın fotoğraf sanatçılarına saygım sonsuz, ama sanatçı olmak deklanşöre basmak kadar kolay bişey değil ya. Deklanşöre basmayı biliyosan fotoğrafçı olursun, bir enstrümanı iyi çalıyorsan müzisyen olursun, ne zaman ki farklı birşey yarattın, olmayan kapılar algılar açtın dünya sanat tarihine yeni bir soluk getirdin artık sanat falan diye bahsetmeye başla.. Muhtemelen Tirebolu’daki bu kare milyon tane adam tarafından çekilmiştir. Deklanşöre basma sanatından bahsediyorsanız, süper basıyorum valla..
en kısa zamanda sokakta ağlayan masum çocuk, saksıların arasındaki yavru kedi ve gülümseyen köylü yaşlı teyze resimleri de çekerek kendini sanatçı zannedenlerin çektikleri 4 sanatsal kareyi tamamlayacağım. Kayık resmini arkada fon olmadan (sadece deniz, kayık, güneşin batışı) kızıllık içinde havada bir kuşla yakalayanlar doğrudan bir sonraki seviye olan flu, gizemli görünen karanlık çekimlere geçebiliyormuş diye duydum.
Haa bu arada Tirebolu ne güzel yermiş ya. Tirebolu’yla ilgili yazı yazayım diye fotoğraf yüklemiştim.

Bu yazı için elinize sağlık desem olmayacak şimdi. Kızacaksınız. Ne diyeyim peki? ;-)