Tüm dünyanın Büyük Petro (Piotr the Great) bizimse Deli Petro olarak tanıdığımız I. Peter (Pyotr Alexeyevich Romanov), bizde tarih derslerinde Prut Savaşı sonrası karısı Katerina’nın Baltacı Mehmet Paşa’nın çadırını gece ziyaret ettiği dedikodusu doğrultusunda boynuzlu adam olarak bilinmektedir. Cumhuriyet tarihçilerimiz aslı olmayan bu dedikoduyu övünülecek bir olay olarak düşünmüşler ki, hiç bir resmi kaynağı ve belgesi olmayan bu olayı tarih dersleri müfredatına koyarak, liseli ergen gençlerin, 82 yaşındaki Baltacı’nın uçkuruna düşkünlüğüyle ve Türk erkeğinin Rus kadınlara karşı zamparalığıyla gururlanmasını sağlamıştır. (Şişko ve ateşli Katerina’yı sonra ayrıca yazıcam, o da az şıllık değil, ama tek kesin olan birşey var ki o da Baltacı ile yüzyüze görüşmüş olmalarının mümkün olmaması)

Tarihte çok az devlet adamına ve hükümdara “The Great” ünvanı verilmiş. Büyük İskender’le birlikte bu sıfata sahip olan Büyük Petro, zamanında denize kıyısı bile olmayan Rusya’yı denizcilik ve donanmada güçlendirip dünya gücü yapan, yaptığı reformlarla Rusya’yı modernleştiren, bataklık olan bir bölgede sanata ve mimariye düşkünlüğüyle şu an dünyanın en güzel ve estetik şehirleri arasında yer alan St. Petersbourg’u dünya mirası olarak bırakan, Moskova Çarlığını Büyük Rus İmparatorluğu’na dönüştüren, dönemin Atatürk’ü gibi bir adam aslında.
I. Petro, denizcilik ve donanmada gelişmeler ve orduda yapılanmalar ve ıslahatlar sonrası savaşlarda başarılarla yetinmemiş, Batı Avrupa reform hareketlerini de takip ederek 1683′te kıyafet yönetmeliği çıkarılması, yeni Avrupa takviminin kabul edilmesi, bağnaz ve muhafazakar aristokratların tepkilerine rağmen saç sakal yönetmeliği çıkararak sakalını kesmeyenlerin vergiye bağlanması, kadınlara daha fazla haklar verilmesi, yeni kitaplara göre dua edilmesi gibi sosyal yaşamda da ciddi açılımlar yapmıştır. (biryerlerden tanıdık geldi sanırım??) Rus İmparatorluğu’nun en önemli çarı olan bu adam, günümüz rus bayrağının yaratıcısı, rus modernleşmesinin ve avrupa ile entegrasyonunun simgesi, Rusya’nın Avrupa’ya açılan yüzü olmuş.
Öğrenmeye sürekli açık olan Deli Petro, Osmanlı hanedanlarının keyif sürdüğü zamanlarda, deniz ticaretinin ve donanmanın önemini kavrayarak, kimliğini gizleyerek 4 yıl boyunca Avrupa’da gemilerde en alt pozisyonlarda çalışarak denizciliği adam gibi öğrenmiş, bu süre içinde tüm Avrupa’yı dolaşmış, dişçilikten çilingirliğe, marangozluktan gemi yapımına birçok farklı mesleği öğrenip ülkesine dönmüş ve Rusya Hanedanlığı’nı baştan yaratmış.
Sanat eserlerine de önem veren Petro, sanatsal olan herşeyi destekleyip toplamış ve dünya sanat tarihinin gelişmesi ve günümüze gelmesinde etkili isimlerden biri olmuş. (Belki bu yüzden bizimkiler deli petro diyorlar kendisine) Şu an Petersburg’taki Hermitaj Müzesi’nde 1054 odada 3 milyondan fazla eserle dünyanın en büyük resim galerisi bulunuyor. (Müzede her bir sanat eserine 1 dakika bakılması durumunda müzeyi gezmek için 6 yıl ayırmak gerekiyormuş. Ben müzeyi gezmeyi 45 dakikada bitirip fıskiyelerle oynamak için Deli Petro’nun Baltık kıyısındaki yazlık sarayı Peterhof’a geçtim:)
Petersburg gezisinde de Büyük Petro’ya dünyada Deli Petro diyen tek milletin biz olduğunu öğrenmiş oldum.
Allahtan Rusya çok demokratik ve laik olmadığı için (!) “Büyük Petro Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” diye resmi gazetelerinde 1950′li yıllarda yayınlanmış bir kanun yok, rahat rahat Petro’ya, karısına, çoluğuna çocuğuna saydırabiliyoruz. Hatta gönül rahatlığıyla deli manyak Petro videosu yükleyebilirim youtube’a…

You write about Russia? What you mention?
[...] Büyük Petro kılık kıyafet ve benzeri birçok alanda ıslahatlar yapar. (detayı için bakınız.) Saratof civarlarında saç sakal bırakmayı seven bir topluluk bu ıslahatlardan pek hoşlanmasa [...]