Birileri bana, abi yediğin içtiğin senin olsun, bize gördüğün en b.ktan tuvaleti anlat deseydi hiç tereddütsüz, Kahire – Sharm-El Şeyh karayolunun 270. Km. civarlarında dinlenme tesisine benzeyen benzin deposunun yanındaki tuvaleti anlatırdım. (nedense kimse sormadı şimdiye kadar)
Hatta birileri abi Mısır’da gördüğün en ilginç şey neydi diye sorsaydı; piramitler, sphenx, mumyalar, nil, kızıldeniz’deki tropik balıklar falan hep ilginçti ama gördüğüm en enterasan şey çölün ortasında gitmek zorunda kaldığım bu tuvaletti, senelerden 2005 diye başlardım yine anlatmaya..
Size naçizane tavsiyem, Sharm-El Sheikh’te bir konferansa gitmek için davet alıp, Sharm’a uçuş bulamadıysanız; ‘nolcak canım, gideriz Kahire’ye atlarız otogarından otobüse, 9 saate otelimizdeyiz, hayatımız zaten pamukkale turizm otobüslerinde geçiyor ne farkı olcak ki hem pencereden etrafa baka baka gideriz’ diye kendinizi kandırmayın. (Yolculuğun %90′ının Sina Çölü’nde geçtiği yolculukta etrafta ne görülecekse:)
Öncelikle ortalıkta bir terminal yok. Kahire’nin turistik bölümünü aşıp gerçek mısırlıların yaşadığı reel bölümde pek tekin olmayan köy garajı şeklinde biyerden otobüse biniyorsunuz. Tüm kir pas ve pisliğin çekyatın altına ittirilerek temizlik yapılan öğrenci evi modunda, Kahire’de turistlerin görmek istemediği ne varsa billboardların arkasına gizlemişler. Otobüs olarak bizim eski tip şehir içi belediye otobüslerinden bi tanesi (tahta koltuklu), yol arkadaşı olarak da ayakta yolcular, kafeste tavuklar ve çuvallar eşlik ediyor.
Haa tabi bu seyahati Sharm-El Sheikh’te 117 kişinin öldüğü islami terör intihar bombaları ve patlatılan turist otobüsü akabinde yapıyorsanız her 100 Km.’de bir bavuldaki donlarınıza kadar karıştırıldığı güvenlik kontrolleri ve askeri aramalardan geçiyorsunuz. Haliyle de yolculuk biraz uzun sürüyor. Çölde dümdüz yolda otobüs kullanmaktan sıkılmış ve ara ara uyuklayan şoföre kardeşim! (mısır aksanıyla My Brazır) dinlenme tesisi yok mudur bu çölde hela?100 numara? memişhane? ayakyolu, kenef? ürid devretülmiyah avrat (yol arkadaşıma tuvalet lazım) diyerekten sonunda benzin istasyonuna benzer bir yerde duruyoruz.
Kokuyu takip ederek arkada tuvalete benzer yeri buluyoruz. (Lütfen b.ktan bişeyler okumaktan hoşlanmayanlar, iğrenenler, böğürenler, ıyğğğ diyenler devamını okumasın) Güzel Türkçemizde B.k kelimesini ikame edecek başka bir kelime de bulamadığım için (kaka fazla çocuksu, dışkı fazla bilimsel, büyük abdest de benim için fazla dindar kaldı) izninizle b.kum gibi bişey anlatıcam.
Girdiğim tuvalette 2 fiyat tarifesi görünce Türk filmlerinden bildiğim büyük küçük olayı burda hala devam mı ediyor diye heycanlansam da sonradan 2 Mısır Paund’unun bakımlı tuvalet, 1 paund’un da bakımsız tuvalet ücreti olduğunu anlıyorum. (Bakımlı tuvalette su var, haliyle 1 litre suyun 1 litre benzinden pahalı olduğu bi yerde, sulu tuvalet daha pahalı olcak tabi) Paraya kıyıp bakımlı tuvaleti seçiyorum veeee ömrü hayatımda karşılaştığım en boktan tuvaletle karşılaşıyorum. Ahaa yanlış kapıya girdim, ben bakımlı tuvalete gircektim falan diye söylenirken, girdiğim tuvaletin bakımlı olan olduğunu idrak ediyor ve hızla mekandan uzaklaşıyorum..
İşte o anda araştırıcı bir kişi olarak bende bir merak duygusu oluşuyor. Bakımlısı buysa bakımsızının nasıl birşey olabileceğine beynimin kullanabildiğim yüzdesi ve hayalgücüm imkan vermiyor. Güzel Türkçemizde “Ne Bakıyosun Kardeşim B.k mu Var?’ diye bir söz öbeği olduğuna göre, bizler b.ka bakan bir milletiz demek ki, ben de gidip bakacam, müze gezmek de biyere kadar, ne b.k varsa görecem diye kendimi gaza getiriyorum..
Yavaşça ucuz tuvaletin kapısını aralıyorum, ve takriben 1,5 saniye görmeye tahammül edebildiğim, hayatım boyunca gözümden gitmeyecek, aklımdan bir türlü atamadığım, muhtemelen psikolojimi bozan ve umarsız ve geniş bir adam olmama yol açan manzarayla karşılaşıyor ve hızla kusmak için bakımlı tuvalete doğru koşuyorum.
Ancak gördüğüm bu manzara, newton’un başına düşen elma misali, sosyal araştırmacı bilimadamı olan bende de şimşekler çakmasına yol açıyor ve kafamdaki teorileri ispatlamamı sağlıyor:
1- Bundan 4500 yıl önce aynı topraklarda yaşayan firavun cemaati kesinlikle bu araplardan daha güzel, hijyenik ve konforlu bir yaşam sürmüş. Demek ki arada birşeyler olmuş buralarda.
2- Piramitleri kesinlikle uzaylılar yapmış.
Çünkü dünyada en gelişmiş toplumlar bile hala tek düzlemde tuvalet kullanırken (tabanda klozet ve delik) bu ilkel adamların kendi başlarına 3 boyutlu tuvalet teknolojisine geçmiş olması mümkün değil. (3 boyutlu tuvalet nedir derseniz, tuvaleti bir dikdörtgenler prizması olarak düşünürseniz sadece taban değil, yan yüzeylerin de nasıl olduğunu bilmediğim şekilde kullanabildiği, tavan hariç her yerin tuvalet olabildiği deliksiz bir alan.
Arkeolog ya da shitolojist (bokolog) değilim, ama bakımsız tuvaletin ortasında piramit şeklinde yükselen yapıyı trigonometri bilmeyen bir toplumun uzun süreler boyunca imece usulüyle yapması mümkün değil. Yapının farklı katmanlardan oluşması yaşı hakkında ipucu veriyor ve katmanların farklı renk, yoğunluk, boyut ve kıvamda olması bu yapının bilinçaltındaki ortak bir amaç için farklı grup ve kabilelerin işbirliğiyle yapıldığını ortaya koyuyor. Günümüzde bile b.k piramitinin tepesine son noktayı koyan kişinin bunu hangi teknolojiyle nasıl becerebildiği çözülemiyor.
bi b.ka benzemedi bu yazı ya habibi..